ENGELSİZ YARINLARA...

"Toplumda Engelliler Ve karşılaştıkları Sorun Ve Ön yargılar Üzerine"

Bu yazımı çok kısa zaman önce yaşanan bir olay üzerine yazmaya karar verdim.

Yazının başlangıcında engelli kim? Sorusunu sormak, ardından yanıtlamayı uygun buldum. Sizden de cevap bekliyorum...

İnsanlar, doğum öncesi, doğum sırasında veya doğumdan sonra çeşitli nedenlerden dolay vücudun bir veya birden fazla faktörden etkilenmesi ile engellilik durumu ile karşılaşabilirler. Ama bu durum okula gitmeye, öğrenmeye, öğretmeye, sosyalleşmeye, eğlenmeye, çalışmaya vb. bütün diğer aktivitelerin yapılmasına engel değil, olmamalıdır. Ancak engelli bireyin haklarından yararlanması ve bu aktiviteleri yapmasına engel yaratanlar var. Yaratılan bu engelllerin en önemli sebebi konu ile ilgili bilinçsizlik ve ön yargıdır. Bilinçsizlik olayı nedeniyle engellilerin ötekileştirildiğini, temel haklarından yararlanamadığını, özgürce her yere ulaşım ve erişim sağlayamadıklarını, toplumda bazı kesimler tarafından istenmediklerini görüyoruz. Bununla beraber sıkça toplumun ön yargılı davranışlarına maruz kalmaktadırlar.  Örnek vermek gerekirse (çok örnek var ama)...

• Bir devlet (Yabancı ülke) başkanının engelli muhabir ile dalga geçmesine seçim çalışmaları sırasında tanık olduk.

•Bursa'da şehir içi yolcu taşıma aracı şöförünün engelli birey ve babasını kamu otobüsünden  kovduğunu, bakanlığın vermiş olduğu engelli kimlik kartı/ heryerde ücretsiz şehir içi erişim hakkını tanımadığına tanık olduk. 

•Daha bir kaç yıl önce  sırf komşusunun kapı zilini çaldığı için komşusu tarafından darp edilen engelli bireyin yaşadığı talihsiz olaya tanık olduk.

• öte yandan bir okulda sınıfta  sırf engelli bir öğrenci olduğu için engelliliğin bulaşıcı olduğu düşüncesi ile veliler ertesi gün çocuklarını okula gönöndermediğine tanık olduk. 

• Engelli birey okul taşıtından inerken zorlandığı için şöför'den inmesi için yardım istediğinde  şöförün "Banane annen baban yok mu? Niye seni almaya gelmiyorlar, ben mecburmuyum seni indirip bindirmeye" cevabını verdiğine tanık olduk.

Bunlar  vb. birçok kötü olayla karşılaşılmaktadır. Bunun yanı sıra "İLETİŞİM" kurmakta çok yanlış var..!

Toplum olarak engelli bireyleri sevindirelim, güldürelim derken üzüyor, incitiyoruz. 

ÖRNEK: 

•Melek yüzlü çocuk, cennetlik, ayy çokta yakışıklıymış ya da güzelmiş gibi sözler abartı içerdiğinden engelli bireyleri üzmektedir. Çünkü onların teselliye değil, onları topluma kazandıracak desteklere ihtiyacı var. Engelli bireylerin en sık karşılaştığı durumlardan biri ise ...

•Bireyin yanında niye böyle oldu doğuştan mı?

•doktor (lar) ne diyor (yürüyecek mi, konuşacak mı)?

•Birey ve ailesine tedavi ve doktor önerilerinde bulunması (böyle yapsanız yürür, iyileşir, benim akrabam, oğlum vs.böyle bir tedavi uyguladı iyi geldi sizde uygulayın, şu doktor iyi).

•Sayısal gerektiren soruların sorulması vb. uygulamalar bireyi üzmek, incitmekle beraber ayırmaya yönelik uygulamalardır. 

Bu tür sorunların yaşanmaması için ilgili kurum/ kuruluş tarafından "ENGELLİYE DOĞRU YAKLAŞIM" eğitimi veren kamu spotları, zorunlu yayınlar, Youtube vb. video kanallarında düzenli periyotlarda yayınların yapılması, topluma yönelik bilinçlendirme temalı  seminerlerin verilmesinin en doğru yol olduğunu düşünüyorum. 

#Degişimiçinvarmisin

Peki bu kadar ön yargı ile yaklaştığımız engelli bireyler düşünüldüğü gibi mi? Yani yazıda anlatılan olumsuzlukları hak ediyor mu? Hayır etmiyor, düşünüldüğü gibi değil. 

Bahsedilen bireyler %100 bursla hukuk, mühendislik, tıp öğrencisi oluyor ve başarıyla fakülteden mezun oluyor.

Sanatçı, aktör, oyuncu, spiker, gazeteci siyasetçi olabiliyor. 

"Her bireyin yapabileceği herşey onlarda yapabilir yeter ki inanın, fark edin engelleri aşmalarına destek verecek alternatifler sunun ve fırsat verin..!"

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları