Filmlere ve pek çok gizemli söylentilere konu olan Titanic gemisinin başına gelenler...

ASLA BATMAZ DENEN GEMİ TİTANİC

White StarLine firmasına ait, dönemin en güvenli, en lüks ve en ihtişamlı, dünyanın en büyük buharlı yolcu gemisi Titanic. Zamanının en ileri teknolojisiyle, Kuzey İrlanda Belfast’da, Harland and Wolf tersanelerinde üretilmişti. Gemiyi Amerikan yatırımcı John Pierpont Morgan finanse etmişti. Yapımı 26 ay sürmüş ve toplam 11300 kişi çalışmıştı geminin inşasında. Gemi tamamlandıktan sonra 10 ay süre ile Wolf su havzalarında bekletildi. Titanic’in pervaneleri devasa büyüklükteydi. Üç tane çelik ve bronz karışımı dev pervanesi vardı. Gemi 2 Nisan 1912 de bitti, yüzmeye hazırdı. Titanic’in ağırlığı 52,310 ton, uzunluğu 269 metre, genişliği ise 28,2 metreydi. Saatteki maksimum hızı 43 kilometreydi.Kapasitesi 3547 kişiydi.

Güvertesinde yüzme havuzu, türk hamamı, spor salonu, tenis kortu vardı. 1 ve 2.ci sınıflarda birer adet kütüphanesi mevcuttu. 1.ci sınıf yolcular için mutfak hizmeti çardak biçiminde, çok pahalı bir dekorasyona sahip ‘Cafe  Parisien’de veriliyordu.Dünyanın en pahalı ve ünlü aşçısı gemide 14.cü Louis tarzı yemekler pişiriyordu. 1.ci mevkideki yolcular bu seyahat için günümüz parasıyla 50.000 dolar ödemişlerdi. Yine 1.ci sınıf suitlerde 28 şömine vardı. 6000 Havana purosu da gemideki ikramlıklar içindeydi. 

Gemideki filikalar4 adet katlanabilir ve 16 adet ahşap olmak üzere toplamda 20 taneydi. Mevcut olan bu sayı yolcuların % 52’sini taşıyabilirdi. O zamanın denizcilik kanunlarında filika sayısı yolcu sayısına göre değil geminin ağırlığına göre belirlenirdi. Yani aslında Titanic yasal olarak olması gerekenden fazla filikaya sahipti.

Titanic’in mürettebatı iyi donanımlı ve eğitimliydiler. Kaptanı Edward John Smith, WhiteStar Line’ın 17 adet gemisine kaptanlık yapmış, 22 yıllık tecrübesiyle güvenilirliğini birleştirmişti. Titanic’in buzdağına çarpıp batmasından sonra Kaptan Smith’in nasıl öldüğü hala tam olarak bilinmiyor. Söylenenlere ve sağ kurtulanların ifadelerine göre; aynı Titanic Filminde olduğu gibi kaptan köprüde son emri vermek için beklerken buzlu sulara gömülmüştür. Başka bir söylemde de Kaptan Smith’in kafasına silahını dayayıp intihar ettiği belirtilmiştir.  

Ve İşte Titanic’in Hazin Sonu

1912 nin 14 Nisan’ı…  Geminin saatleri 23:39 u gösteriyor. Titanic Atlantik’te New Fauland’in Grand Banks güney açıklarında,seyir halinde. Yolcular güvertede, ellerinde kadehleri, içkilerini yudumlayıp eğleniyorlar. Geminin gözcüsü Frederic Fleet kuş yuvası denilen gözetleme direğinin tepesinde, birden karanlıkta tam olarak seçilemeyen koca buzdağını görüyor. Buzdağı birkaç yüz metre önlerinde. Frederic’in elinde dürbün yok. (Nedendir bilinmez Titanic’te tek bir tane bile dürbün veya ışıldak yoktu.) Bu nedenle daha önceden buzdağını görmesi mümkün olmuyor. Titanic’in çanını 3 kez çaldıktan sonra, köprüyü arayıp ‘tam önümüzde buzdağı var’ diye haber veriyor. Yapılan manevralar sonuçsuz kalıyor ve çarpışma gerçekleşiyor.  Yolcular durumun vahametinden bihaberler. Birkaç yolcu köprüde etrafa bakınıyor, ne olduğunu anlayabilmek için. Fakat Kaptan Smith onları sakinleştirip kamaralarına gönderiyor. Hatta bazıları çarpışma esnasında güverteye düşmüş buzları içkilerini soğutmak için kadehlerine atıyorlar. Çarpışmayla birlikte geminin sağ tarafı olduğu gibi parçalanıyor.

Çarpışmadan10 dakika sonra okyanusun serin suyu Titanic’in kompartımanlarına doluyor.Yolcular geminin asla batmayacağını düşünüp gemide kalmak istiyorlar. Fakat Kaptan Smith çarpışmadan 25 dakika sonra filikalara öncelikli olarak çocuklar ve kadınların bindirilip, filikaların suya indirilmesini emrediyor. Yapılan tetkiklerden sonra gemideki hasarın büyük olduğu ve batıyor olduğu gemi teknik adamlarınca Kaptan Smith’e bildirilmiştir çünkü. Yardım çağrıları yapılıyor.Beyaz fişekler patlatılıyor. İşin enteresan tarafı Titanic’te yardım çağrısı anlamına gelen kırmızı renkli fişeklerin bulunmaması. Gemide sadece eğlence amaçlı kullanılan beyaz renkli fişekler mevcut. Bunlar ateşleniyor fakat yakınlardaki gemiler gemide eğlence yapıldığını düşünüyorlar. Geminin batmak üzere olduğunu anlayıp yardıma geldiklerinde ise her şey için çok geç olmuştur.Su yüzeyinde geminin enkazı bile görünmemektedir.

         Bu arada Titanic’in yardım çağrısını karadan da iki istasyon alır. Ve bu çağrı bütün gemilere iletilir. Haber bir anda bütün ülkeye yayılır. İnsanlar White Star Line’ın önünde toplanmaya başlarlar.

Titanic’te 2224 kişi vardı.1514 kişi hayatını kaybetti. Ölümlerin büyük çoğunluğu boğularak değil, hipotermiye (vücut sıcaklığının 35 santigrat derecenin altına düşmesi durumu) bağlı olarak gerçekleşti. 710 kişi bu kazada sağ kalabildi.Kazadan sağ kalanların anlattıklarını BBC’nin arşivinde bulabilirsiniz.Gemideki filikaların azlığı, filikaların tam doldurulmadan denize indirilmesi,ölü sayısını arttırmıştır.

         Titanic 15 Nisan 1912 yılında, çıktığı ilk seferde buzdağına çarptı. Bir gökdelen büyüklüğündeki gemi 2 saat 40 dakida battı. Tarihe dünyanın en büyük deniz felaketi olarak adını yazdırdı Titanic yolcu gemisi. Aynı zamanda tarihte buzdağına çarpıp batan tek okyanus gemisidir.Zamanın sahip olunan en ileri teknikleri kullanılarak üretilen ve asla batmaz denilen gemi batıp, sonsuza kadar okyanusun dibine demir atmıştı.

Titanic’in enkazının bulunma çalışmaları tam 73 yıl sürmüştür. Batık geminin enkazı 1985 yılında Amerika donanmasının emekli askeri Robert Ballard tarafından bulundu. Enkaz çamura saplanmış haldeydi.Kamaralarda ki özel eşyalar hiç bozulmamış, aynı duruyordu. Bunlar zamanla çıkarılıp sergilendi. Batığın tamamının çıkarılması elimizdeki teknolojiyle hala mümkün değil. Titanic asla su yüzüne çıkmayacak gibi görünüyor. Zira Titanic’in demirlerinde, paslı demirlerle beslenen, varlığı o zamana kadar bilinmeyen bir tür bakteri saptandı. Bu bakteriye Halomonas Titanicae ismi verildi. Bu bakteri türünün gemi enkazını önümüzdeki 20 yıl gibi bir süre içinde yiyerek tüketeceği söyleniyor. Titanic yok olmaya mahkum.

Kazadan sonra Titanic laneti gibi bir sürü şehir efsanesi çıktı ortaya. Batmaz denilen geminin nasıl battığı sorusu defalarca soruldu. Teknolojiye olan güven yara aldı, sarsıldı. O zamanın gazeteleri ‘teknolojiye duyulan kör güvene korkunç darbe’ gibi manşetler attılar. Ve birçoklarına göre Titanic’in batışıyla kuşkuçağı başlamış oldu.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları